Çevre ve İletişim Zirvesi, “COP31 Öncesi” temasıyla Ankara’da düzenlendi. Zirvede, elektrik enerjisi sektörünün önde gelen temsilcileri TESAB Özel Oturumu’nda bir araya geldi.
TESAB Yönetim Kurulu Başkanı ve EÜAŞ Genel Müdürü Zafer Benli başkanlığındaki özel oturumda, “İklim ve Çevre Bağlamında Enerji Dönüşümü ve Enerji Kaynaklarının Yönetimi” konusu ele alındı.
Oturumda Escarus CEO’su Dr. Kubilay Kavak, Limak Enerji Yönetim Kurulu Üyesi Birol Ergüven, Naturel Enerji CEO’su Tolgay Benderli ve UEDAŞ Genel Müdürü Cihangir Gençoğlu konuşmacı olarak yer aldı.
İklim değişikliğiyle mücadelede enerji sektörünün rolü ve enerji dönüşümünün ele alındığı panelde; elektrik üretimi, yenilenebilir enerji, sürdürülebilirlik adımları ve şebeke yatırımları değerlendirildi.
Elektrik Şebekelerine 80 Milyar Dolarlık Yatırım
Sektörün yoğun katılımıyla gerçekleşen oturumda konuşan TESAB Yönetim Kurulu Başkanı ve EÜAŞ Genel Müdürü Zafer Benli, Türkiye’nin enerji dönüşümü hedefleri ile yerli ve yenilenebilir enerji atağına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’nin hem hedefler hem de gerçekleşmeler açısından büyük bir enerji dönüşüm sürecinde olduğuna dikkat çeken Benli, elektrik sisteminin omurgasını oluşturan şebekelere 2035 yılına kadar 80 milyar dolarlık yatırım yapılacağını hatırlattı.
İletim ve dağıtım şebekelerinin önemini vurgulayan Benli, şebeke esnekliğinin hem yenilenebilir enerjinin payının artırılması hem de Türkiye’nin 2035 hedeflerine ulaşması açısından kritik olduğunu dile getirdi.
Escarus CEO’su Dr. Kubilay Kavak, elektrik enerjisinde sürdürülebilirliğe dikkat çekerek enerji dönüşümünün teknik ve teknolojik boyutların yanı sıra toplumsal bir dönüşüm süreci olduğunu ifade etti. Kavak, bu sürecin toplumun tüm kesimlerini ve sektörleri doğrudan etkileyeceğini kaydetti.
Limak Enerji Yönetim Kurulu Üyesi Birol Ergüven, enerji dönüşümünde baz yükün ve şebekenin taşıyıcı rolüne işaret ederek özellikle yerli kaynaklardan vazgeçilemeyeceğini söyledi. Ergüven’e göre daha fazla yenilenebilir enerji üretimi için güçlü bir baz yük kapasitesi ve enerji depolama teknolojileri gerekiyor.
Yenilenebilir enerji yatırımlarının Türkiye’de hızla arttığını ve ülkenin bu alanda dünyanın önde gelen ülkeleri arasında bulunduğunu ifade eden Naturel Enerji CEO’su Tolgay Benderli, hidroelektrik ve jeotermal gibi su grubu yenilenebilir kaynakların Türkiye açısından önemini öne çıkardı.
Enerji dönüşümünde dağıtım şebekelerinin rolüne odaklanan UEDAŞ Genel Müdürü Cihangir Gençoğlu ise Milli Akıllı Sayaç Sistemi (MASS) ve dijitalleşme alanındaki gelişmelere değindi. Gençoğlu, MASS sayesinde elektrik kullanımına ilişkin geleceği şekillendirecek verilere ulaşılabileceğini vurguladı.
EÜAŞ ve TESAB iş birliğinde, EÜAŞ bünyesinde görev yapan elektrikli araç sürücülerine yönelik “Elektrikli Araç Teknolojileri ve Güvenli Kullanım Sertifika Programı” düzenlendi.
Elektrikli araçların kamu kurumlarında giderek yaygınlaşmasıyla birlikte, bu araçların güvenli, verimli ve sürdürülebilir şekilde kullanılmasına yönelik bilgi ve farkındalığın artırılması amacıyla düzenlenen eğitim programına EÜAŞ’ta görev yapan sürücüler katıldı. Gün boyu devam eden program kapsamında katılımcılara elektrikli araç teknolojilerinin temel prensipleri, araç mimarisi, güvenli ve verimli kullanım uygulamaları, şarj altyapıları, batarya yönetimi, enerji verimliliği, menzil optimizasyonu, yüksek gerilim güvenliği ile kaza, arıza ve acil durum yönetimi konularında kapsamlı bilgiler aktarıldı. Eğitimde ayrıca batarya güvenliği ve yangın farkındalığına ilişkin güncel uygulamalar da ele alındı.
Eğitim, Ostim Teknik Üniversitesi Elektrik ve Enerji Bölümü Hibrit ve Elektrikli Taşıtlar Teknolojisi Programı Öğretim Üyesi Dr. Fatma Avli Fırış tarafından verildi. Program boyunca katılımcılar, kurum bünyesinde kullanılan elektrikli araçların doğru, güvenli ve etkin kullanımına ilişkin uygulamaya dönük önemli kazanımlar elde etti. Program sonunda gerçekleştirilen değerlendirme sürecini tamamlayan katılımcılara Sertifika Programı Katılım Belgeleri takdim edildi.
EÜAŞ ve TESAB tarafından düzenlenen eğitim programıyla, EÜAŞ bünyesinde kullanılan elektrikli araçların güvenli ve etkin kullanımına yönelik personel yetkinliğinin artırılması, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün güçlendirilmesi ve sürdürülebilir ulaşım uygulamalarına katkı sağlanması hedefleniyor.
EÜAŞ, çalışanlarının mesleki gelişimini destekleyen eğitim faaliyetlerini sürdürürken, enerji sektöründeki teknolojik dönüşüme uyum sağlayacak nitelikli insan kaynağının geliştirilmesine yönelik çalışmalarına da kararlılıkla devam ediyor.
TESAB’ın hazırladığı Veri Merkezleri: Küresel Gelişmeler ve Türkiye’nin Rotası raporu yayımlandı. Rapor, dünya genelinde hızla büyüyen veri merkezi sektörünü mercek altına alırken, Türkiye’nin bölgesel bir veri merkezi üssü olabilmesi için sahip olduğu avantajları ve atılması gereken adımları ortaya koyuyor. Raporda küresel kapasite artışları, enerji tüketimindeki yükseliş, bölgesel yatırım eğilimleri, yapay zekânın sektöre etkileri ve Türkiye’nin rekabet gücünü artırabilecek politika önerileri kapsamlı şekilde değerlendiriliyor.
Yapay zekâ uygulamaları, bulut bilişim hizmetleri ve dijital dönüşümün hız kazanmasıyla birlikte veri merkezleri küresel ekonominin en stratejik altyapılarından biri haline geldiğini vurguluyor.
Rapor için bir önsöz kaleme alan TESAB Başkanı ve EÜAŞ Genel Müdürü Zafer Benli, veri merkezlerinin artık yalnızca dijital ekonominin değil, ülkelerin enerji güvenliği, teknolojik bağımsızlığı ve küresel rekabet gücünün de temel unsurlarından biri haline geldiğinin altını çizdi. Türkiye’nin stratejik coğrafi konumu, gelişen enerji altyapısı ve büyüyen dijital ekonomisiyle bölgesel bir veri merkezi üssü olabilecek önemli avantajlara sahip olduğunu belirten Benli, yapay zekâ çağında veri üretimi ve işleme kapasitesinin ülkelerin kalkınma yarışındaki konumunu belirlediğini, veri merkezi yatırımlarının ise Türkiye için stratejik bir fırsat alanı oluşturduğunu ifade etti.
Veri Merkezleri Türkiye’nin Önünde Stratejik Bir Fırsat Var
Veri Merkezleri: Küresel Gelişmeler ve Türkiye’nin Rotası raporu, Türkiye’nin Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasında köprü konumunda bulunması, gelişen dijital ekonomisi ve artan veri işleme ihtiyacı sayesinde veri merkezi yatırımları açısından önemli bir potansiyele sahip olduğuna işaret ediyor. Bu potansiyelin ekonomik değere dönüşebilmesi için güçlü enerji altyapısı, yüksek kapasiteli elektrik şebekesi, uluslararası bağlantı kapasitesi ve yatırım dostu düzenlemelerin kritik önemde olduğu vurgulanıyor.
Veri merkezlerinin en önemli maliyet kalemlerinden biri olan enerji tüketimi, yatırım kararlarında belirleyici rol oynuyor. Bu nedenle enerji verimliliğinin artırılması, yenilenebilir enerji kaynaklarının entegrasyonu ve modern soğutma teknolojilerinin kullanımı sektörün sürdürülebilir büyümesi açısından öne çıkıyor. Raporda, küresel ortalama Güç Kullanım Etkinliği (PUE) değerinin 2020’de 1,53 seviyesinden 2024’te 1,41’e gerilediği, teknolojik gelişmelerin sürmesi halinde bu değerin 2030 yılına kadar 1,29 seviyesine düşebileceği belirtiliyor.
Türkiye’nin veri merkezi yatırımlarından daha fazla pay alabilmesi için yüksek yoğunluklu yapay zekâ uygulamalarına uygun altyapıların geliştirilmesi, yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılması ve uluslararası yatırımcılar için cazip bir ekosistem oluşturulması gerektiği ifade ediliyor.
Rapor, veri merkezlerinin yalnızca teknoloji yatırımı değil, aynı zamanda enerji, sanayi ve dijital dönüşüm politikalarının kesişim noktasında yer alan stratejik bir alan olduğunun altını çiziyor.
Yapay Zekâ Küresel Veri Merkezi Yarışını Hızlandırıyor
Dünya genelinde veri merkezlerine yönelik talep, yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte tarihi seviyelere ulaşıyor. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre küresel veri merkezi kapasitesi 2020 yılında yaklaşık 60 GW seviyesindeyken, 2024 yılında 97 GW’a yükselerek yüzde 60’ın üzerinde büyüme kaydetti. Aynı dönemde veri merkezlerinin elektrik tüketimi ise 269 TWh’den 416 TWh’ye çıktı.
Mevcut eğilimlerin sürmesi halinde küresel veri merkezi kurulu gücünün 2030 yılında 226 GW’a, 2035 yılında ise 277 GW’a ulaşması bekleniyor. Elektrik tüketiminin ise 2030 yılına kadar 945-1000 TWh seviyesine çıkacağı öngörülüyor. Yapay zekâ kullanımının daha hızlı yaygınlaştığı senaryoda ise küresel veri merkezlerinin elektrik tüketiminin 2030 yılında 1.300 TWh’ye, 2035 yılında ise 1.750 TWh’ye ulaşabileceği tahmin ediliyor.
Küresel büyümenin merkezinde Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik bölgeleri bulunuyor. Kuzey Amerika’da veri merkezi kapasitesinin 2024’te 52,8 GW’dan 2030’da 108 GW’a yükselmesi beklenirken, elektrik tüketiminin 427 TWh’den 910 TWh’ye çıkacağı öngörülüyor. Asya-Pasifik bölgesinde ise kapasitenin 44 GW’tan 85 GW’ın üzerine, elektrik tüketiminin ise 317 TWh’den 712 TWh’ye yükselmesi bekleniyor. Avrupa’da veri merkezi kapasitesinin aynı dönemde 24 GW’tan 38 GW’ın üzerine çıkacağı tahmin ediliyor.
Rapora göre veri merkezleri önümüzdeki dönemde yalnızca dijital ekonominin değil, enerji politikalarının, elektrik şebekesi yatırımlarının ve sürdürülebilir kalkınma stratejilerinin de merkezinde yer alacak. Türkiye’nin bu dönüşüm sürecinde doğru adımları atması halinde bölgesel veri merkezi üssü olma fırsatını değerlendirebileceği belirtiliyor.
Rapora ücretsiz olarak aşağıdaki bağlantı üzerinden erişilebiliyor: https://tesab.org.tr/veri-merkezleri-kuresel-gelismeler-ve-turkiye-nin-rotasi/
EÜAŞ ve TESAB iş birliğiyle düzenlenen “EÜAŞ Lisansüstü Çalışmalar Günü”, enerji sektöründen üst düzey temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirildi. Programa Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Zafer Demircan ile EÜAŞ Genel Müdürü Zafer Benli’nin yanı sıra NDK Başkanı İsmail Hakkı Arıkan, TENMAK Başkanı Abdullah Buğrahan Karaveli, TÜNAŞ Genel Müdürü Necati Yamaç ve NDK, TENMAK, TÜBİTAK MAM ile TÜNAŞ’tan üst düzey yöneticiler katıldı.
Etkinlikte, EÜAŞ personeli tarafından tamamlanan 30’un üzerindeki lisansüstü çalışmanın bulguları katılımcılarla paylaşıldı. Yüksek lisans ve doktora tezlerine dayanan çalışmaların akademik çıktıları, enerji sektörüne yönelik güncel araştırma başlıklarını da görünür kıldı.
Sunumlar poster formatında gerçekleştirilirken, enerji alanına yönelik yenilikçi yaklaşımlar ve uygulamaya dönük sonuçlar öne çıktı. Katılımcılar, yürütülen akademik çalışmalar hakkında doğrudan bilgi edinme imkânı buldu.
Etkinliğin, enerji yönetimi ile akademik dünyanın bir araya gelerek bilgi paylaşımını güçlendirdiği, çalışanlar arasındaki akademik etkileşimi artırdığı ve enerji alanındaki araştırmaların uygulamaya aktarılmasına katkı sunduğu ifade edildi.






















